Bodrum’da ilk günümü yarılamaya az kalmışken, kapı çalınır ve kardeşim Mehmet Can içeri bütün neşesiyle dalıverir. Aileye özgü espriler, kapı aralığında yapılan şen muhabbet ve tabii ki salon masasında Memo’nun şerefine 2. tur yapılan Türk Kahveleri…

Biz bu üçlü sanki sezonluk işçiler gibi senelerdir yurdumun dört bir tarafına dağılmışız. Senede 2 kere bir araya geldi mi de havaya iki el ateş edilen köy düğünü havasında yaşanır buluşmalarımız.

Mehmet Can konservatuar Flüt bölümü mezunu ve son senesinde kazandığı kadro sınavı ile Antalya Senfoni’nin genç 657’lileri (bir memur türü) arasına girmeyi başaran ender tiplerden. Senelerini verdiği Antalya’nın halkına daha fazla katlanamadığı için İzmir Opera’ya yatay geçiş yapıp, memlekete (İzmir’e) 13 sene sonra dönmüş bir gurbetçi. Gurbetçi diyorum çünkü ona göre Antalya, Almanya’nın bir kazası olabilir…

Kahve eşliğinde yapılan arayı kapatma sohbetinin telaşı hafif korlaşınca, Memo yukarı kestirmeye, biz de annemle akşam yemeğini hazırlamaya koyuluruz. Bu ritüel, bir Eyes Wide Shot ilginçliğinde olmasa da bizim hiç konuşmadan, gizlice, senelerdir sürdürdüğümüz kapalı düzenin bir parçasıdır. İlk gün, ilk buluşma hep bize özel, hep güzel, hep başkadır…

Annem ikimizin de en sevdiği ortak yemek olduğunu bildiği, bol sebzeli, kendi uydurması olan makarnasını, kütür kütür yeşillerle hazırladığı salatasını ve bize özel aldığı şarabını koyar mavilerle kurduğu Bodrum sofrasına.


“Şükürler olsun Tanrım sana”…

Uzun zamandır, bir apartman dairesinde yenen solo yemeklerden sonra, ne büyük nimet aile ile aynı tasa ekmek banmak. Rotanın üzerindeki bilinmeyen cismi inceleyip, merkez üsse dönen, uzay teknisyeniyle aynı hissiyatı yaşadığıma yemin edebileceğim nadir andan biri…

Şu anda, burada kendimi Epikür’ün Atina’da öğrencileriyle kurup, paylaştığı o gizli bahçede gibi hissediyorum. Biz 3 ‘Bahçe Filozofu’, birbirimiz anlıyor, güveniyor, seviyor ve ortak keyif yaratabiliyoruz çünkü…

Belki bir gün ben de Epikür gibi bahçemin kapısına “Ey yabancı! Burada mutlu olacaksın. Burada haz en üstün iyiliktir” yazabilirim.
Kimbilir…
Göreceğiz…