Bir Salı günü bu kadar mı sevilir?
“Seviyorum Uleen”

Sabaha karşı 4.00’te kalktım. Bodrum beni bekler erken yol almalıyım. 7.45 uçağına yetişmek için bu saatlerde kalkmak, 1 saat önceki Havataş’a binmek gerekiyor. Ben de bütün kurallara uyarak 15 günlük bavulumu 4. katta bulunan, asansörsüz apartmanımdan yuvarlanarak indirdikten sonra, yola koyuldum. Nasıl uykusuzum. Ama olsun güzel şeyler için kendinden ödün vermeli insan. Uçakta nasıl olsa 1 saat uyurum. Havalanında sorunsuz bir 40 dakikadan sonra, uçağımın anonsu geliyor. Uçağa binmeden önce, kulaklığımı ve müzik listemi son kez gözden geçiriyorum. Bu günü bozmasına izin vermeyeceğim Çocuklu ailelere karşı küçücük bir önlem benimki sadece…

Uzun zamandır tercih ettiğim Atlas Jet havayolları yine beni hayal kırıklığına uğratmadan tam saatinde havalanıyor. Biraz reklama girmişim gibi gelebilir size ama varsın olsun, bu adamlar bedava reklamı hak ediyor. İşini iyi yapanın yalakası olurum, net!.. Güzel bir albüm (Sade Best Of) eşliğinde, herşeyden uzak, gök yüzünde Hazerfeni anlayarak süzülmeye başlıyorum. Bu kanatlar omurgamda olsa ancak bu kadar mutlu olurdum. Peynirli sandviç ve domates suyu siparişimi mideye indirdikten sonra biraz daha hayata dönüyorum. Ve inişe geçiyoruz, kaptanın iyi bir uçuş sonrası sesine yansıyan keyfiyle gelen anonstan hemen sonra…
Yenilenen Bodrum Havalimanı, tüm huzurunu havadan mı alıyor yoksa, medeni insanların burayı tercih etmesinden mi bilmem ama beni her seferinde mutlu eden ender mekandan biri. İner inmez annemi arıyorum. “Ben indim, şimdi servisle Bodrum merkeze oradan da Ortakent domuşu ile doğruca kollarına geliyorum”… Anne kokusu diye bir şey vardır, hani burnunda tüter, sıla özlemi ile de birleşince kombo bir koku oluverir. Benim burnum da cayır cayır…
Biz İzmirliyiz ama annem de özgür ruhunun boğulduğu şehir hayatına posta koyalı tam 7 sene oluyor. Ortakent mevkii’nde bulunan, gizli kalmış, nezih bir sitenin kiracılarından. Dolunay sitesi ne güzel bir sitedir bu arada bilmeyenlere duyrulur. Begonvillerin aktığı, çimlerin arasından güneşe selam veren 2 katlı mavi panjurlu evlerin, mutlu ettiği insanlar yaşar burada. Kapılar kilit nedir bilmez. Bekçi Ali’yi bile özlersin uzak kaldığında. Komşularınla karşılaşmak için sabırsızlanırsın.
Siteye girip, annemin evine doğru hızlı adımlarla merdivenleri tırmanıyorum.
İşte tam karşımda: Evim evim güzel evim…
Bizim evin bahçe girişi böyle karşılar insanı. Annemin zevkli dünyası bir ağaç dibinde bile hissettiriverir kendini. Asla bir araya gelmez dediğin eşyaların bir arada nasıl uyum içinde takıldıklarına şahit olursun onun evinde. Her köşesine ve çiçeğe elimi sürterek geçtikten sonra, kahvaltı sofrasının önünde beni bekleyen annem. Sonunda kavuştuk. Sarılmalar, hızlı bir mevcudiyet konuşması ve karnımızı doyurma zamanı.
Dünya varmış bee!
Gerçekten…